Anarşi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Anarşi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2015 Çarşamba

Atina: Anarşistler Yunanistan parlamentosunun bahçesine girdi


Yunanistan hapishanelerinde açlık grevinde olan tutsaklarla dayanışmak için Parlamento binasının girişinde pankartlı bir eylem gerçekleştirildi:
1 Nisan’da, anarşistler parlamentonun bahçesine girdiler, kuşlamalar yaptılar ve pankart açtılar. Pankartta şöyle yazıyordu: “Açlık grevindekilerle dayanışma – Talepler acilen karşılansın – Rubicon Anarşist Grubu”.
Yoldaşlar parlamento çıkışın çevik kuvvet tarafından gözaltına alındılar ve sonra bir kaç saat sonra serbest bırakılacakları Alexandras caddesinde bulunan polis merkezine götürüldüler.
Kaynak: ContraInfo

25 Mart 2015 Çarşamba

Anarşistler Kimlerdir? | Alfredo M. Bonanno


Anarşistler kime karşı mücadele ederler?
-Tüm sahalarda(idari, finansal, politik, askeri vs.) gücün merkezi teşkilatı olarak görülen Devlet’e,

-Devletin idari kurumu olan ve tüm zaptetme, çalıştırma, kontrol etme vs. Işlerini yapan hükümete,

-Hem sahadaki verimli ilişkilerin hem de bireysel kapitalistlerin, onların aktivilerinin, projelerinin ve bu bağlamdaki suç ortaklarının yükselişi olarak görülen Kapitalizme,

-Devletin ve sermayenin bölündüğü münferit taraflara karşıdır. Diğer bir deyişle, polis, adliye, ordu, okul, gazeteler, televizyon, sendikalar, büyük çok uluslu firmalar, vs.

-Devlet yapısının dayandığı ana çekirdeği biçimlendiren aileye,

-Politika dünyasına karşı, bu nedenle de tüm politik partilere, burjuvazi demokrasisini ifade eden Parlementoya ve gerçek toplumsal problemleri maskelemeye yardım eden politik ideolojilere,

-Faşistlere ve Devlet, Sermaye tarafından kullanılan baskının diğer tüm kollarına,
-Baskı için etkileyici ve inandırıcı bir müttefik inşa eden Kilise ve dine,
-İnsanlara karşı kullanılan silahlı bir güç olan orduya,
-Sömürülmüş sınıfların en zayıfına yönelik baskıyı kurumsallaştıran hapishanelere,
-Farklıyı sindiren sığınma evlerine karşıdır.

Peki anarşistler hangi yanlış fikirlerle karşı  mücadele ediyorlar?

-Tam anlamıyla yasaları, politik partileri, parlamentoları, referandumları, oyları vs. kullanarak toplumsal problemler yaratan reformistlere,
-İnsanı, daima çalışmaya ve itaat etmeye elverişli bir otomaton haline indirgemeyi isteyen faydacılığa, (Orjinal metinde ‘efficientism’ kullanışmıştır, fakat tam bir karşılığı olmadığından faydacılık diye çevirirlmiştir, ‘efficiency’: yeterlilik, etkinlik, verimlilik anlamlarına gelir. )
-Soyut bir insan fikrine barış ve güvenlik çağrısı yapan fakat düşman sınıflara saldırmak üzere hiçbir somut harekette bulunmayan insancıllığa,
-Sömürülenlerin özgürleşmeleri için ellerindeki tek silah olan şiddeti engelleyen pasif direnişe karşı.
-Diğer ulusların yerine anavatanı yeğlemek gibi saçma bir fikri besleyen vatanseverliğe karşıdır, oysaki sömürülenlerin anavatanı yoktur aksine onlar tüm dünya sömürülenleriyle kardeştirler.
-Görevlerinin anavatanı korumak olduğu bahanesiyle, orduların hareketlerini haklı bulan  militarizme,
-İnsan ırkının bir bölümünü aşağı olarak tanımlayan ırkçılığa,
-Kadınları seks objesine indirgeyen erkek şovenizmine,
-Kendisini boğucu tersyüz edilmiş bir erkek şovenizmi ile kapatmış feminizme,
-Sömürülenleri doğrudan eylemden ayrı tutan delegelere,
-Kişiyi toplumsal katmanlara yönelik eğiten hiyerarşiye,
-Tüm bireyselliği sindiren itaate,
-Bireyin özerk gelişimini engelleyen otoriteye,
-Reformizmin ideolojik örtüsü, evrimciliğinse modern bir versiyonu olan ilericiliğe,
-Ekonomiyi sınıf sömürücülüğü tarihinin merkezine koyan iktisadiyatcılığa,
-İktisadiyatcılığın doğrudan ürünü olan sendikacılığa karşıdır, ki bu da sınıf mücadelesinin işyeri düzeyinde iddialarla sınırlanması anlamına gelir. Anarkosendikalizm, tüm devrimsel beyanları yanısıra  bu reformist sınırlamadan da kaçmıyor.Anarşistler ne ister..

-Devlet, hükümet, kapitalizm, aile, din, ordu, hapishaneler, sığınma evleri ve yasayı diğerlerini birşeyler yapmaya zorlamak için kullanan her yetkinin feshedilmesini. Hem çalışanların / sosyalist devletin, hem de proleterya diktatörlüğünün her halini red edişi de bundandır.

-Toprağın,  çalışma gereçlerinin, materyallerin, makinelerin, fabrikaların özel mülkiyetinin ve yaşamak için gerekli olan üretim ihtiyaçlarının bertaraf edilmesi.
-Aylıklı çalışmanın kaldırılması ve işin, kendi yetenekleri ve ihtiyaçlarının yanısıra fikirleri temel alınarak birleşmiş bireysel grupların belirleyeceği minumum bir düzeye indirilmesi.
-Geleneksel aile yapısının, aşk, karşılıklı sevgi ve ayrıca gerçek bir seksüel eşitliğe dayalı ortak bir hayat ile yer değiştirmesi.
-Hayatın, bir ürün gibi karşılaşılacak problemlere, benimsenen ilgi alanlarına ve geliştirilen ilişkilere göre değişecek özgür ilişkilere dayalı bir organizasyonu. Bu organizasyonların hepsinin komün gruplarınca yerel bazda birleşmesi, sonrasında, devrimin kurtarılmış bölgelerine olabildiğince ulaşana kadar ilişkileri daha geniş anlamda bir birleşime yaymak.
-Özgür bir toplumda, bu özgürlüğün gerçekleştiği süre çerçevesinde anlamlı olacak ücretsiz ve bireysel yetenekleri uyarmaya yönelik bir eğitim.
-Ateist ve din karşıtı propagandaların yayılması daima gereklidir, çünkü meydana gelen özgürleşme bile bu problemler üzerine sınırlı açıklamaların ötesinde çalışmalar yapamıyor.
-İnsanın insan üzerindeki hakimiyeti bitene kadar sosyal devrimin tamamlanması.

Anarşistlerin kullanmayı istedikleri araçlar..

-Bilinçli bireylerin aktif azınlığı olan özel anarşist organizasyonlar.Ki bu bireyler, kişisel ve politik eğilimlerini paylaşan ve devrime yönelik organize olmak için kendilerine sömürülmüş demeyi amaçlayan bireylerdir.
-Kendilerine özgü yapılarını hiç değiştirmezken, kendi davalarını daha iyi koordine edebilmek için gayri resmi, federal anlaşmalarla birbiriyle birleşen farklı anarşist gruplardan oluşmuş bir federasyon.
-Hakim yapının ne niyette olduğunu ve sömürülenlerin karşı karşıya olduğu tehlikelerin kitaplar, broşürler, gazeteler, kitapçıklar, duvar yazıları vb. aracılığıyla propagandası. Ayrıca, anarşist mücadelenin bulgularını tedarik etmek ve anarşistlerin kim olduğunu göstermek, ya da sömürüleni isyan etmeye, itaatin ve teslim olmanın sonuçlarını kınamaya zorlamak.
-Daha iyi şartlara sahip olmak için mücadele etmek- Reformist olmamamıza rağmen, kişinin şu anki durumundaki ilerlemeleri ( maaş, ikamet, sağlık, eğitim,iş vs.) elde tutma mücadelesi, bu anları kendilerinde bir son olarak görmeselerde anarşistlerin varlığı olarak görürler. Özörgütlenmenin ve diğer bütün seviyelerde doğrudan etki yaratmak için kaçınılmaz olan delege reddinin unsurlarını geliştirebilsinler diye sömürülenleri bu tarz bir mücadeleye itiyorlar.
-Sömürülenle birlikte sosyal devrimin de farkına varmak için sert mücadele gerekir.  Sınıf düşmanına karşı(devlet, hükümet, sermaye, kilise vs.) saldırı muhakkak sert olmalıdır, aksi taktirde yalnızca steril bir protesto olacak ve sınıf hakimiyetine bir takviye tayin edecektir. Bu saldırı şu şekillerde olabilirdi;
a) bireysel yapılara yada baskıdan sorumlu olan insanlara karşı ayrılan saldırılar,
b) belli bir azınlıkça yapılan isyankar bir saldırı,
c) kütlesen isyankar bir saldırı,
d) kütlesen devrimsel bir saldırı.
En baştan başlayan bu seviyelerin her biri, başarılı bir tanesini geliştirecek şartları yaratabilir de yaratamayabilir de. Politik ve ekonomik analizler belli sınırlarda bu olasılığı ön görebilir, fakat kesin bir sonuç veremez: eylemin kendisi eylem için tek testtir. Şiddetli mücadenin ahlaki dayanağı zaten yüzyıllardır güç ile tatbik edilmiş olan baskının gerçekliğinde vardır.

Devrim, Şiddet ve Otoriter Rejim Karşıtlığı’dan alınmıştır, Elephant Yayınları, Londra.

Alfredo M.Bonanno

Çeviri:S. D.* Haftalık anarşist yayın Kıyamet’in 29. sayısından alıntı.

Sınıf Savaşımı – 1870 – Mihail Bakunin

Proudhon ve M. Louis Blanc hariç, 1848 devrimini ve Aralık 1851 askeri darbesinini yazan tarihçiler, ve Victor Hugo ve Quinets gibi burjuva radikalizminin büyük yazarları, Aralık suçları ve canileri hakkında oldukça detaylı bir şekilde yorumda bulundular, ama Haziran suçları ve canilerinden bahsetmeye asla tenezzül dahi etmediler. Üstelik Aralık’ta olanların aslında Haziran’ın ölümcül bir sonucu ve daha geniş çapta bir tekrarı olduğu gerçeği gayet açık bir şekilde ortadayken.
Haziran hakkındaki bu sessizlik neden? Yoksa bunun sebebi Haziran canilerinin, yukarıda bahsedilen yazarların ahlâki olarak az ya da çok suç ortaklığı içinde bulundukları burjuva cumhuriyetçileri olması mıdır? İlkelerinde suç ortakları olmak, ve bu nedenle de dolaylı olarak hareketlerinde suç ortağı olmak. Bu olası bir nedendir, fakat kesin olan başka bir tanesi vardır. Haziran suçları sadece emekçileri vurmuştur, devrimci sosyalistleri; yani tüm bu saygıdeğer yazarların temsil ettikleri sınıfa yabancıdır, ve [o sınıfın] ilkelerinin doğal düşmanlarına karşı yapılmıştır. Aralık suçu bu saygıdeğer yazarların toplumsal kardeşlerine ve onların siyasi dinsel ortaklarına [ing. co-religionist] karşı saldırmış, ve binlerce burjuva cumhuriyetçisini sürgüne mahkum etmiştir. Bunun yanısıra bizzat kendileri de bunun kurbanı olmuşlardır. Onların Aralık suçlarına aşırı duyarlılığı, ve Haziran’dakilere karşı kayıtsızlıkları bu nedenledir.
Genel bir kural: Bir burjuva –ne kadar kızıl cumhuriyetçi olursa olsun— bir başka burjuvanın –isterse bu deli bir emperyalist olsun– başına gelen felaketten, halktan birisi olan bir emekçinin başına gelen felakete göre çok daha derinden etkilenir, çok daha fazla uyarılır ve ateşlenir. Şüphesiz bu faklılıkta büyük bir adaletsizlik vardır, ama bu adaletsizlik önceden planlanmış bir şey değildir. Bu içgüdüseldir. Bu ise insanoğlu üzerinde, fikirlerinden ve siyasi inançlarından çok daha fazla etkiye sahip olan hayat şartları ve alışkanlıklardan kaynaklanır. Koşullar ve alışkanlıklar, onların varolmalarının, gelişimlerinin, düşünülmesinin ve işlemelerinin [işlerlik kazanmalarının] özel biçimi; onların tüm toplumsal ilişkileri çok yönlü ve çeşit çeşittir, ama yine de aynı amaca doğru yönelirler; burjuva dünyasının genel toplumsal tutkusunu ve yaşamını meydana getiren çıkarlardaki bu çeşitlilik, bu dünyaya [burjuva dünyasına] ait olanlar arasında, burjuvazinin bir kısmı ile emekçiler arasında olabileceğinden çok daha fazla sonsuz derecede gerçek, daha derin ve şüphesiz daha samimi bir birliktelik oluşturur. Siyasi görüşlerdeki hiçbir farklılık burjuva topluluğunun çıkarlarınının üstesinden gelmeye yetmez. Siyasi görüşlerin görünüşteki [zahiri] hiç bir mutabakatı burjuvaziyi emekçilerden ayıran çıkarlardaki karşıtlığın üstesinden gelmeye yetmez. İnanç ve fikirlerden meydana gelen topluluk, sınıf çıkarları ve önyargılarından meydana gelen topluluğun bir bağımlısıdır [altkümesi] ve bu her zaman böyledir.
Yaşam düşünceye hakim olur ve iradeyi belirler. Bu, toplumsal ve siyasi bir olgu hakkında herhangi bir şeyi anlamayı arzuladığımızda asla gözden kaçırılmaması gereken bir gerçektir. Eğer insanlar arasında samimi ve bütüncül bir düşünce ve irade topluluğu oluşturmak istiyorsak, o zaman onu benzer yaşam koşullarında veya çıkar toplumlarında buluruz. Ve işte böyle olduğu içindir ki, bizzat varolmalarının temelindeki koşullar nedeni ile, ve burjuvazinin dünyası ile emekçinin dünyası arasındaki derin uçurum nedeni ile –birisi sömürenin dünyası, diğeri bunun kurbanı olan sömürülenin dünyası–, ulaştığım sonuç şudur; burjuva çevresinde doğan ve yetişen birisi eğer emekçilerin gerçek ve koşulsuz arkadaşı ve kardeşi olmak istiyorsa, geçmiş varoluşunun [yaşamının] tüm koşullarından vazgeçmelidir; ve tüm burjuva alışkanlıklarını ardında bırakmalıdır. Kendisini burjuvazinin dünyası ile olan duygusal ilişkilerinden, onun gururundan ve tutkusundan koparıp almalıdır. Ona sırtını dönmeli ve onun düşmanı olmalıdır; uzlaşmaz savaşı ilan etmelidir ve tüm kalbiyle kendisini emekçinin dünyası ve amacına adamalıdır.
Eğer adalet için olan tutkusu onu bu gözüpekliliği ve kararlığı gösterecek kadar şevklendirmek için yetersizse, bırakın kendi kendisini aldatmasın ve bırakın emekçileri aldatmasın. O hiçbir zaman onların arkadaşı olamaz ve her krizde onların düşmanı olmak zorundadır. Onun adalet üstüne soyut düşünceleri ve hayalleri sömürülen dünyada hiç bir şeyin hareket etmediği zamanlarda, kolayca onu saatlerce süren dingin bir yansımanın içine alacaktır. Ama ateşkes yerini uzlaşmaz savaşa bırakıp, mücadele anı gelip çattığında, çıkarları onu sömürenlerin saflarında hizmet etmeye zorlayacaktır. Bu bir zamanlar arkadaşımız olan birisinin başına geldi. Burjuvazinin dünyası ile bağlantılarını koparmamış olan pekçok iyi cumhuriyetçi ve sosyalistin başına yine gelecektir.
Toplumsal düşmanlıklar [ing. hatreds] dini düşmanlıklar gibidirler. Yoğun ve derindirler. Siyasi düşmanlıklar gibi yapay değildirler. İşte bu gerçek burjuva demokratlarının Bonapartistlere karşı olan düşkünlüklerini açıklar. Aynı zamanda da sosyalist devrimcilere karşı olan aşırı katılıklarını açıklar. Ekonomik çıkarlarının baskısından dolayı, öncekilerden [Bonapartistlerden] sonrakilere göre [sosyalist devrimcilere] çok daha az nefret duyarlar. Sonuçta ise bastırılmış kitlelere karşı bir genel tepki oluşturmak için Bonapartislerle birleşirler.
Çeviri: Anarşist Bakış
Kaynak: “Bakunin’s Writings”, Guy A. Aldred Modern Publishers, Indore Kraus Reprint co., New York, 1947.
Kaynak: “The Class War” (Anarchist Archives’te yer almaktadır).